Kültür Gezileri

 

KÜLTÜR GEZİLERİ

"Cennet ülkemizin kültürünü, tarihini, doğasını ve insanlarını yerel tatlarla tanıtmak" sloganıyla başladı kültür turlarımız.

 

Vatanımız bu kadar farklı kültür ve doğal güzelliklere sahip olunca tur yelpazemiz ister istemez çok geniş oluyor. Gittiğimiz her gezimizde sadece bölgenin tarihsel geçmişini değil, yaşam biçimini de öğreniyoruz. Ve özellikle iddialı olarak yerel yemek kültürlerini de yakından tanıyoruz.

Ayrıca her turumuzda çok hafif olarak doğa içinde yürüyüşlere de yer veriyoruz ki, üzerinizdeki elektriği atabilesiniz. Gezilerimizi işlerinizden vakit bulabilmeniz adına özellikle hafta sonuna ve genellikle bir ve iki geceleme olarak programladık.

İstedik ki sizler gezinizin sonunda evlerinize dinlenmenin, bilgilenmenin ve keyif almanın haliyle dönün ve yoğun iş haftanıza bu enerji ile başlayın. Bizi gezilerinizde üçüncü gözünüz olarak görün ve güzel vatanımızı organizasyonun ustaları ile farklı keşfedin.

Orda uzakta bir köy var ve biz sizi o köyle ve köylüyle tanıştırmaya götürüyoruz.

 


 

NASIL ÇALIŞIYORUZ

 

Gittiğimiz bölgeleri, şehirleri, beldeleri, köyleri karış karış tanıyoruz. Tecrübelerimizden yola çıkarak sizlerin en hoşlanacağınız tarzda bir program hazırlıyoruz. Hazırladığımız programları her sezon güncelliyoruz. Gezilerin tarih, kültür, sosyal çevre ve gastronomi açısından dengeli olmasına özen gösteriyoruz. Bölgeyi çok iyi tanıyan, entelektüel rehberlerle çalışıyoruz. Otel ve restoranları servis kalitesi ve yerellik ölçülerinde özenle seçiyoruz. İki yaşından büyük araç kullanmıyoruz.

Tüm gezinizde çalıştığımız tüm firmaların Turizm ve Sağlık Bakanlığınca onaylı olmasını düzenli olarak takip ediyoruz.

Her gezimize iş sevgimizi ve amatör- profesyonel ruhumuzu katıyoruz.

 

KÜLTÜR GEZİ TURLARIMIZ


Ankara

Beypazarı

1.GÜN

Ankara gezimiz saat 06:00'da İstanbul'dan hareketle başlıyor. Kahvaltınızı yolda otobüsünüzde servis ediyoruz; yol boyunca çay, kahve ve kurabiyelerimizde siz değerli misafirlerimize yolculuğu daha rahat geçirmelerini sağlıyor. İlk mola yerimiz Abant girişinde bulunan tesisimiz.

Yolumuza Ankara'ya kadar durmadan devam ediyoruz. Ankara'ya vardığımızda ilk olarak tüm Anadolu'nun uzak tarihini günümüze taşıyan Anadolu Medeniyetleri Müzesine gidiyoruz. Anadolu Medeniyetleri Müzesi Atatürk'ün önerisi ile Eti ve Hitit dönemini ve tüm Anadolu'yu kucaklamak adına açılan müze kendine özgü koleksiyonu ile dünyanın sayılı müzeleri arasındadır. Müzenin hem yeni hem de eski bölümünü yerel rehberimiz eşliğinde geziyoruz.

İstikametimiz 23 Nisan 1920 tarihinde Kurtuluş Savaşımız yapılırken Mustafa Kemal'in "artık yüce meclisin üzerinde bir güç yoktur" sözleri ile açılmış İlk Millet Meclisimiz. Şimdi Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak kullanılan bu mütevazı ahşap bina kazanılan bunca büyük askeri ve siyasi zaferlerin gururuyla Ulus'un tam ortasında tüm yurttaşlarına güven verir.

İlk Meclisimizi gezdikten sonra 18 Ekim 1924 tarihinde açılan ve 36 yıl boyunca siyasi tarihimizde alınan çok büyük karalara tanıklık eden ve şimdi Cumhuriyet Müzesi olarak kullanılan İkinci Millet Meclisi geziyor ve meclis gezilerimizi noktalayarak Tunalı Hilmi caddesinin sonunda bulunan restaurantımız Hacı Arif Bey'e öğle yemeğimizi yemek için gidiyoruz. Ankara'nın siyasi simalarının sıkça gittiği bir restaurant.

Döneri ve kebabı ile meşhur, ayrıca içerdeki devasa akvaryumların içinde ki köpek balıkları her misafiri yemekten önce birkaç dakika başlarında toplanmalarını sağlıyor.

Yemeğimiz bitti ve biz heyecanla beklediğimiz ana kendimizi hazır hissediyoruz; Anıtkabir ziyareti kendisini vatanına ve milletine adamış, İstiklal savaşımızın kahramanı, cumhuriyeti bize armağan etmiş, askeri ve siyasi deha, Atatürk'ümüzün ebedi istirahatte yattığı yer.

Kurtuluş Savaşı Müzesi, Cumhuriyet Müzesi ile Anıtkabir gezimizi tamamlayıp geldiğimiz aslanlı yoldan; vatanımız için ömrünü vermiş Atamızı ve onun nezdinde tüm Kurtuluş Savaşı kahramanlarımızı anmış olmanın huzuruyla dönüyoruz.

Gezimiz maddi ve manevi kültür mirasımızı korumak ve tanıtmak adına kurulmuş Etnografya Müzesi. 1927 yılında açılmış bu müze hiç kuşku yok ki Anıtkabir inşa edilinceye kadar 15 yıl Atamızın yattığı yer olarak hafızalarımızda kazınmıştır. Müzede Türk Sanatının Selçuklu Devrinden zamanımıza kadar devam eden örnekleri sergilenmektedir. Etnografya Müzesi gezimizin ardından, konum olarak hemen yakınında bulunan Resim Heykel müzesini ziyaret ediyoruz. Türk sanatçılara ait Cumhuriyet öncesinden günümüze kadar gelen resim, heykel, seramik, baskı ve Türk süsleme sanatı eserlerinin en güzellerini görüyor ve tarihe tanıklık eden bu eserler sayesinde kültür ve ekonomik gelişimimizi de gözlemliyoruz.

Günün sonuna gelmeye başladık ve Ankara gezimiz Cumhuriyetimizin ilk 30 yılının bir nevi aynası gibi oldu artık Otelimize yerleşme zamanı geldi. Otelimiz şehrin merkezinde ve Ankara'nın eğlenceli hayatına yürüme mesafesinde. Odalarımıza yerleşip biraz dinlendikten sonra Ankara'nın 1.300.000 m2 üzerine kurulmuş, Avrupa'nın en büyük kent parklarından biri olan ve her yaştan misafirimizin ilgisini çeken Harikalar Diyarı'na gidiyor Park hakkında bilgi alıyor, gezi yapıyor ve göl kenarında bulunan restoranımızda akşam yemeğimizi yiyoruz. Yemekten sonra Otelimize dönerken rehberimiz sizlerin Ankara'yı yerleşim olarak daha iyi tanıyabilmeniz adına aracımızla caddelerinde ve meydanlarında akşam turu yaptırıyor. Güzel bir gündü yarın için biraz istirahat edelim diyen misafirlerimiz odalarına çıkarken, kafelerin ve eğlence yerlerinin adreslerini soran misafirlerimizi ise bilgilendiriyoruz.

2.GÜN

Sabah açık büfe kahvaltımızın ardından Atamızın "Burada bir çiftlik kuracağım. Bu çiftlikte hayvanlar yetiştireceğim. Bir küçük ormanın kenarında tarım endüstrimize ait bacalar tütecek" dediği Atatürk Orman Çiftliğine gidiyoruz. Atatürk Orman Çiftliği müze ve sergi salonunu geziyor sonra Atatürk 'ün evini ziyaret ediyoruz. Atatürk 'ün 100. Doğum yılı hatırasına yapılan bu ev Atamızın doğduğu Selanik'teki evinin birebir aynısı. Artık güzel Ankara ile vedalaşma zamanı çünkü Beypazarı bizi bekliyor.

Beypazarı binlerce yıllık tarihi ve doğal güzellikleri ile bir turizm cenneti. İlk işimiz Hünkar Sofrasında yöresel yemeklerinin güzelliği ile meşhur Beypazarı mutfağını güzel bir restoranda tecrübe etmek. Ardından da şehrin tüm güzelliklerini görebildiğimiz Hıdırlık Tepesini, kentin nostaljik mimarisinin güzel örneği Kültür Evini, telkârileri ile ünlü gümüş mağazalarını, meşhur Beypazarı kurularının yapıldığı fırınları ve restorasyon yapılmış birçok tarihi konağı barındıran Alaaddin Sokağı'nı geziyoruz. Bizden özenerek yaptıkları yöresel ürünlerini almamız için bekleyen Beypazarlı bayanların renkli tezgahlarından geçerek, molamızı kentin şirinliğine uygun bir kahvede veriyoruz. Çaylarımız ve tabi ki taze kurularla.

Her güzel şeyden ayrılışın verdiği duygusallık bizim turumuzun sonu ve Beypazarı'ndan ayrılışımız içinde geçerli İstanbul için yola koyulduk, önce Bolu Dağı'nda güzel bir tesiste akşam yemeğimiz için duracağız, sonra da Adapazarı'nda bir kahve molasının ardından İstanbul'a varacağız.

Gölbaşı

1.GÜN

Ankara gezimiz saat 06:00'da İstanbul'dan hareketle başlıyor. Kahvaltınızı yolda otobüsünüzde servis ediyoruz; yol boyunca çay, kahve ve kurabiyelerimizde siz değerli misafirlerimize yolculuğu daha rahat geçirmelerini sağlıyor. İlk mola yerimiz Abant girişinde bulunan tesisimiz. Yolumuza Ankara'ya kadar durmadan devam ediyoruz. Ankara'ya vardığımızda ilk olarak tüm Anadolu'nun uzak tarihini günümüze taşıyan Anadolu Medeniyetleri Müzesine gidiyoruz. Anadolu Medeniyetleri Müzesi Atatürk'ün önerisi ile Eti ve Hitit dönemini ve tüm Anadolu'yu kucaklamak adına açılan müze kendine özgü koleksiyonu ile dünyanın sayılı müzeleri arasındadır. Müzenin hem yeni hem de eski bölümünü yerel rehberimiz eşliğinde geziyoruz.

İstikametimiz 23 Nisan 1920 tarihinde Kurtuluş Savaşımız yapılırken Mustafa Kemal'in "artık yüce meclisin üzerinde bir güç yoktur" sözleri ile açılmış İlk Millet Meclisimiz. Şimdi Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak kullanılan bu mütevazı ahşap bina kazanılan bunca büyük askeri ve siyasi zaferlerin gururuyla Ulus'un tam ortasında tüm yurttaşlarına güven verir. İlk Meclisimizi gezdikten sonra 18 Ekim 1924 tarihinde açılan ve 36 yıl boyunca siyasi tarihimizde alınan çok büyük kararlara tanıklık eden ve şimdi Cumhuriyet Müzesi olarak kullanılan İkinci Meclisi geziyor ve meclis gezilerimizi noktalayarak Tunalı Hilmi caddesinin sonunda bulunan restaurantımız Hacı Arif Bey'e gidiyoruz. Ankara'nın siyasi simalarının sıkça gittiği bir restaurant. Döneri ve kebabı ile meşhur, ayrıca içerdeki devasa akvaryumların içinde ki köpek balıkları her misafiri yemekten önce birkaç dakika başlarında toplanmalarını sağlıyor.

Yemeğimiz bitti ve biz heyecanla beklediğimiz ana kendimizi hazır hissediyoruz; Anıtkabir ziyareti. Kendisini vatanına ve milletine adamış, İstiklal savaşımızın kahramanı, cumhuriyeti bize armağan etmiş, askeri ve siyasi deha, Atatürk'ümüzün ebedi istirahatte yattığı yer.

Kurtuluş Savaşı Müzesi, Cumhuriyet Müzesi ile Anıtkabir gezimizi tamamlayıp geldiğimiz aslanlı yoldan; vatanımız için ömrünü vermiş Atamızı ve onun nezdinde tüm Kurtuluş Savaşı kahramanlarımızı anmış olmanın huzuruyla dönüyoruz. Gezimiz maddi ve manevi kültür mirasımızı korumak ve tanıtmak adına kurulmuş Etnografya Müzesi. 1927 yılında açılmış bu müze hiç kuşku yok ki Anıtkabir inşa edilinceye kadar 15 yıl Atamızın yattığı yer olarak hafızalarımızda kazınmıştır. Müzede Türk Sanatının Selçuklu Devrinden zamanımıza kadar devam eden örnekleri sergilenmektedir.

Etnografya Müzesi gezimizin ardından, konum olarak hemen yakınında bulunan Resim Heykel müzesini ziyaret ediyoruz. Türk sanatçılara ait Cumhuriyet öncesinden günümüze kadar gelen resim, heykel, seramik, baskı ve Türk süsleme sanatı eserlerinin en güzellerini görüyor ve tarihe tanıklık eden bu eserler sayesinde kültür ve ekonomik gelişimimizi de gözlemliyoruz.

Günün sonuna gelmeye başladık ve Ankara gezimiz Cumhuriyetimizin ilk 30 yılının bir nevi aynası gibi oldu artık Otelimize yerleşme zamanı geldi. Otelimiz şehrin merkezinde ve Ankara'nın eğlenceli hayatına yürüme mesafesinde. Odalarımıza yerleşip biraz dinlendikten sonra Ankara'nın 1.300.000 m2 üzerine kurulmuş, Avrupa'nın en büyük kent parklarından biri olan ve her yaştan misafirimizin ilgisini çeken Harikalar Diyarı'na gidiyor Park hakkında bilgi alıyor, gezi yapıyor ve göl kenarında bulunan restoranımızda akşam yemeğimizi yiyoruz. Yemekten sonra Otelimize dönerken rehberimiz sizlerin Ankara'yı yerleşim olarak daha iyi tanıyabilmeniz adına aracımızla caddelerinde ve meydanlarında akşam turu yaptırıyor. Güzel bir gündü yarın için biraz istirahat edelim diyen misafirlerimiz odalarına çıkarken, kafelerin ve eğlence yerlerinin adreslerini soran misafirlerimizi ise bilgilendiriyoruz.

2.GÜN

Sabah açık büfe kahvaltımızın ardından Atamızın "Burada bir çiftlik kuracağım. Bu çiftlikte hayvanlar yetiştireceğim. Bir küçük ormanın kenarında tarım endüstrimize ait bacalar tütecek" dediği Atatürk Orman Çiftliğine gidiyoruz.

Önce Atatürk Orman Çiftliği müze ve sergi salonunu geziyor sonra Atatürk'ün Evini ziyaret ediyoruz. Atatürk 'ün 100. Doğum yılı hatırasına yapılan bu ev Atamızın doğduğu Selanik 'te ki evinin birebir aynısı Çiftlikteki gezimizin son noktası Hayvanat Bahçesi. Bu keyifli yerde kitaplarda gördüğümüz dostlarımızla tanışma ve onların yaşayışlarını öğrenme şansı buluyoruz. Hayvanat Bahçesi çok bakımlı ve dostlarımızın rahat yaşayabilmeleri için doğal ortamlarının sağlanmasına ve bakımlarına çok önem verilmiş. Gezimizin en keyifli kısımları tabi ki yeni doğan yavruları ve sevimli Ankara kedilerini görmek…

Öğle yemeğimizi yemek ve turumuza devam etmek üzere sevgi çiçeklerinin yetiştiği tek yer olan Gölbaşı'na geçiyoruz. İlk durağımız Eymir Gölü. Gölün kıyısında Bağevi isimli güzel restoranda sazlıkları ve gölü seyrederek yemeğimizi yiyor ve bu doğal güzelliği tanımaya çıkıyoruz.

Odtü'ye ait bu göl arazisi aynı zamanda üniversitenin kürek takımının da çalışma gölü. Gezimize takımın kayıkhanesini de ekliyoruz. Eymir gölünün saklı güzelliğinden ve huzurundan ayrılarak Türkiye'de yaşayan 456 kuş türünün 201'inin yaşadığı Mogan Gölüne geçerek kuş gözlem alanlarını geziyor ve Mogan'ın ünlü el işleme bıçaklarını ve Mogan'da çıkan Ankara taşı olarak bilinen andezit taşını tanıyoruz.

Bu şirin ilçeden ayrılmadan önce göl kenarındaki Atatürk parkına gidiyor, festival ve aktivitelerin düzenlendiği bu parkta çaylarımızı içiyoruz.

Ankara gezimizi ilk gün bol bol yakın tarihimizi tanıyarak ikinci günümüzde doğal güzelliklerini ve yaşantısını keşfettik ve artık bu iki güzel günün hatıralarını saklayacağımız yere evimize dönüş vakti.

Önce Bolu Dağı'nda güzel bir tesiste akşam yemeğimiz için duracağız sonra da Adapazarı'nda bir kahve molasının ardından İstanbul'a varacağız.

Günübirlik

Ankara gezimiz saat 24:00 'da İstanbul'dan hareketle başlıyor. İlk mola yerimiz Abant girişinde bulunan tesisimiz.Yolumuza Ankara'ya kadar durmadan devam ediyoruz.Ankara'ya varıyoruz ve şehrin girişinde bulunan kır restaurantın da sabah kahvaltımızı alıyoruz.Rehberimiz şehri daha iyi tanıyabilmemiz için bizi aracımızla Ankara caddelerinde dolaştırıyor.Şehre biraz hakim olduktan sonra artık kültürel gezilerimize başlayabiliriz.

İlk gezimiz maddi ve manevi kültür mirasımızı korumak ve tanıtmak adına kurulmuş Etnografya Müzesi. 1927 yılında açılmış bu müze hiç kuşku yok ki Anıtkabir inşa edilinceye kadar 15 yıl Atamızın yattığı yer olarak hafızalarımızda kazınmıştır. Müzede Türk Sanatının Selçuklu Devrinden zamanımıza kadar devam eden örnekleri sergilenmektedir.

Etnografya Müzesi gezimizin ardından, konum olarak hemen yakınında bulunan Resim Heykel Müzesini ziyaret ediyoruz. Türk sanatçılara ait Cumhuriyet öncesinden günümüze kadar gelen resim, heykel, seramik, baskı ve Türk süsleme sanatı eserlerinin en güzellerini görüyor ve tarihe tanıklık eden bu eserler sayesinde kültür ve ekonomik gelişimimizi de gözlemliyoruz.

Yolumuz, kendisini vatanına ve milletine adamış, İstiklal savaşımızın kahramanı, cumhuriyeti bize armağan etmiş, askeri ve siyasi deha, Atatürk'ümüzün yattığı yer olan Anıtkabir.

Devlet töreni ile Atamızın mezarına çiçekleri koyuyor ve huzur içinde yatması için dua ediyoruz. Kurtuluş Savaşı Müzesi, Cumhuriyet Müzesi ile Anıtkabir gezimizi tamamlayıp geldiğimiz aslanlı yoldan; vatanımız için ömrünü vermiş. Atamızı ve onun nezdinde tüm Kurtuluş Savaşı kahramanlarımızı anmış olmanın huzuruyla dönüyoruz.

Güzergahımız Tunalı Hilmi caddesinin sonunda bulunan restaurantımız. Ankara'nın siyasi simalarının sıkça gittiği bu restauranttın adı Hacı Arif Bey.Döneri ve kebabı ile meşhur, ayrıca içerdeki devasa akvaryumların içinde ki köpek balıkları her misafiri yemekten önce birkaç dakika başlarında toplanmalarını sağlıyor.Yemeğimiz bitti ve bu tarihi kentte gezecek ve görecek çok yerimiz var.

İlk istikametimiz 23 Nisan 1920 tarihinde Kurtuluş Savaşımız yapılırken Mustafa Kemal'in "artık yüce meclisin üzerinde bir güç yoktur" sözleri ile açılmış İlk Millet Meclisimizdir. Şimdi Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak kullanılan bu mütevazi ahşap bina kazanılan bunca büyük askeri ve siyasi zaferlerin gururuyla Ulus 'un tam ortasında tüm yurttaşlarına güven verir.

İlk Meclisimizi gezdikten sonra 18 Ekim 1924 tarihinde açılan ve 36 yıl boyunca siyasi tarihimizde alınan çok büyük karalara tanıklık eden ve şimdi Cumhuriyet Müzesi olarak kullanılan İkinci Millet Meclisi geziyor ve meclis gezilerimizi noktalayarak yalnız bizim değil tüm Anadolu'nun uzak tarihini günümüze taşıyan Anadolu Medeniyetleri Müzesine gidiyoruz.

Atatürk 'ün önerisi ile Eti ve Hitit dönemini ve tüm Anadolu'yu kucaklamak adına açılan müze kendine özgü koleksiyonu ile dünyanın sayılı müzeleri arasındadır.

Artık günün sonuna gelmeye başladık ve Ankara gezimiz Cumhuriyetimizin ilk 30 yılının bir nevi aynası gibi oldu.Son kültürel gezimiz Atamızın "Burada bir çiftlik kuracağım. Bu çiftlikte hayvanlar yetiştireceğim. Bir küçük ormanın kenarında tarım endüstrimize ait bacalar tütecek" dediği Atatürk Orman Çiftliğine. Burada Atatürk 'ün Evini ziyaret ediyoruz. Atatürk 'ün 100. Doğum yılı hatırasına yapılan bu ev Atamızın doğduğu Selanik 'te ki evinin birebir aynısı.

Gezimizi tamamladık ve dönüş yoluna başlamadan önce Ankara'nın 1.300.000 m2 üzerine kurulmuş, Avrupa 'nın en büyük kent parklarından biri olan ve her yaştan misafirimizin ilgisini çeken Harikalar Diyarı 'n da göl kenarında bir mola vererek hem yola çıkmadan önce dinlenmiş oluyoruz, hem de keyifle çaylarımızı içiyoruz.

İstanbul için yola koyulduk, önce Bolu Dağı'nda güzel bir tesiste akşam yemeğimiz için duracağız sonra da Adapazarı'nda bir kahve molasının ardından İstanbul'a varacağız.

BUrsa

Bursa

Bursa turumuza İstanbul'dan saat 06:00 'da hareketle başlıyoruz. Sabah kahvaltımızı otobüste alıyoruz. Ayrıca tüm yolculuğunuz boyunca ikram edilen çay ve kahve servisleri sizin yolculuğunuzu daha keyifli geçirmenizi sağlıyor.

İlk hedefimiz Cumalıkızık. Cumalıkızık 1300 yılında kurulmuş. 5 kızık köyünden biri ve evleri ile meşhur. Moloz taş, ağaç ve kerpiçten yapılmış, genelde üç katlı bu evlerin üst katlarında kafesli pencereler veya cumba var. Tarihi dokusunu kaybetmemiş bu köyü gezerken birkaç yüzyıl geriye gitmemiz mümkün. Ayrıca köyün ortasında teyzelerin ev yapımı ürünlerini sergilemeleri bu otantiklik içinde genellikle pazarlığa bile gerek kalmadan alış verişe dönüşüyor.

Cumalıkızık gezimizi unutamayacağımız bir hatıra olarak aklımızda tutarak diğer bir unutulmayacak güzellik olan Saitabat'a geçiyoruz Saitabat, Kestel ilçesine bağlı şehrin tepelerinde bir köy. Köyün en önemli özelliği Uludağ'dan aşağı süzülen sulardan oluşan şelalesi.

Buz gibi suyun önümüzden coşku ile akıp geçişini heyecanla izliyor ve yol boyunca gördüğümüz su dolum tesisleri gibi bizde kaynağından bu güzel suyu bir bardak dahi olsa elde ediyoruz.

Öğle yemeğimiz şelalenin akış yolunda bulunan bir et restaurantı. Burada zevkimize göre et veya balık ızgara tercih edebiliyoruz. Şelaleden gelen su gürlemesi ve serinlik bize 4 mevsim baharı yaşatırken , kekik kokuları iştahımızı daha da açıyor. Bu güzel yemekten sonra Bursa'yı keşfetmek için şehrin merkezine yani tarihine doğru yola çıkıyoruz. Heykel , Yeşil Camii , Yeşil Türbe , Tarihi Kapalı Çarşıyı ve Hanlarını geziyoruz.

İpek ve kumaşçıların merkezi meşhur Koza Han'ın sevimli bahçesinde top top ipeklerin ortasında tarihi kahvelerinde, kahvelerimizi yudumluyoruz.

Ulu Camii ve Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucuları Osman ve Orhan Gazi'nin Türbelerini ziyaret ediyor ve Osmanlıyı yad ediyoruz ve şehrin tarihini Osmanlı'dan günümüze adeta yaşatıyorcasına anlatan Bursa Kent Müzesi ile gezimizin kültürel kısmını tamamlıyoruz. Akşam yemeğimizi Bursa'nın meşhur İskender Kebabının ustalarından Hünkar Restaurantta yiyor ve Gemlik, Yalova ve sonra feribotla karşıya geçerek İstanbul'a ulaşıyoruz.

İznik-Bursa

Bursa turumuza İstanbul'dan saat 06:00 'da hareketle başlıyoruz. Sabah kahvaltımızı otobüste alıyoruz. Ayrıca tüm yolculuğunuz boyunca ikram edilen çay ve kahve servisleri sizin yolculuğunuzu daha keyifli geçirmenizi sağlıyor.

İlk hedefimiz İznik. Yolda İznik Gölünden geçerek İznik'e ulaşıyoruz. İlk ziyaret noktamız Ayasofya Müzesi. İznik'in tam ortasında bulunan bu müze 7. Konsül adında Hristiyanlık için çok önemli kararlar alınan toplantılara ev sahipli yaptığı için evrensel bir üne sahiptir.

Ayasofya Müzesinin ardından Yeşil Camii ziyaret ediyoruz. Caminin Yeşil adı mavi ve yeşil renkte çinilerinden ileri gelmekte Sonraki gezilerimiz çini örneklerini ve kentin antik tarihini de bulabileceğimiz İznik Müzesi, 15. Yüzyılda inşa edilen Şeyh Kudbeddin Camii, Çini Kazı alanı ve Süleyman Paşa Medresesi.

Kentin antik tarihini tanımak için Roma dönemi kalıntılarını ve Antik Tiyatroyu geziyoruz. Kentten ayrılmadan önce çini sanatımızı devam ettiren çinicilerin çarşısını geziyor, bir zamanlar ecdadlarımızın gönlünü kazanarak saraylarımızı süslemiş bu nadide parçaların rengarek figürleri ile kendimizi bir sanat cümbüşünün içinde buluyoruz. Artık İznik'e veda vakti geldi. Sağımıza gölü, solumuza boy boy çeşit çeşit yeşillikleri alıp öğle yemeğimizi yiyeceğimiz göl kenarındaki balık restaurantına doğru ilerliyoruz Gölün en leziz balığı yayını şişte servis ediyorlar ve biz göl manzarası ile yenilen bu güzel yemeğin tadını unutamayacağımızı düşünüyoruz.

Bursa 'ya doğru yola çıktık ve 1 saat sonra vardık. Heykel, Yeşil Camii, Yeşil Türbe, Tarihi Kapalı Çarşıyı ve Hanlarını geziyoruz. İpek ve kumaşçıların merkezi meşhur Koza Han 'ın sevimli bahçesinde top top ipeklerin ortasında tarihi kahvelerinde, kahvelerimizi yudumluyoruz.

Ulu Camii ve Osmanlı İmparatorluğunun kurucuları Osman ve Orhan Gazi'nin Türbelerini ziyaret ediyor ve Osmanlıyı yad ediyoruz. Gezimizin sonunda ise süprizimiz Karagöz Evi. Biraz duygulu, çokça da tebessümle geziyoruz bu iki mizah ustasının evini. Akşam yemeğimizi Bursa'nın meşhur İskender Kebabının ustalarından Hünkar Restaurantta yiyor ve Otelimize dönüyor ve Gemlik, Yalova ve sonra feribotla karşıya geçerek İstanbul'a ulaşıyoruz.

İznik-Bursa-Mudanya

1.GÜN

Bursa turumuza İstanbul'dan saat 06:00 'da hareketle başlıyoruz. Sabah kahvaltımızı otobüste alıyoruz. Ayrıca tüm yolculuğunuz boyunca ikram edilen çay ve kahve servisleri sizin yolculuğunuzu daha keyifli geçirmenizi sağlıyor.İlk hedefimiz İznik Yolda İznik Gölünden geçerek İznik'e ulaşıyoruz.

İlk ziyaret noktamız Ayasofya Müzesi. İznik'in tam ortasında bulunan bu müze 7. Konsül adında Hristiyanlık için çok önemli kararlar alınan toplantılara ev sahipli yaptığı için evrensel bir üne sahiptir. Ayasofya Müzesinin ardından Yeşil Camii ziyaret ediyoruz. Caminin Yeşil adı mavi ve yeşil renkte çinilerinden ileri gelmekte. Sonraki gezilerimiz çini örneklerini ve kentin antik tarihini de bulabileceğimiz İznik Müzesi, 15. Yüzyılda inşa edilen Şeyh Kudbeddin Camii, Çini kazı alanı ve Süleyman Paşa Medresesi Kentin antik tarihini tanımak için Roma dönemi kalıntılarını ve Antik tiyatroyu geziyoruz.

Kentten ayrılmadan önce çini sanatımızı devam ettiren çinicilerin çarşısını geziyor, bir zamanlar ecdadlarımızın gönlünü kazanarak saraylarımızı süslemiş bu nadide parçaların rengarek figürleri ile kendimizi bir sanat cümbüşünün içinde buluyoruz.Artık İznik'e veda vakti geldi. Sağımıza gölü, solumuza boy boy çeşit çeşit yeşillikleri alıp öğle yemeğimizi yiyeceğimiz göl kenarındaki balık restaurantına doğru ilerliyoruz.

Gölün en leziz balığı yayını şişte servis ediyorlar ve biz göl manzarası ile yenilen bu güzel yemeğin tadını unutamayacağımızı düşünüyoruz.

Bursa'ya doğru yola çıktık ve 1 saat sonra vardık. Heykel, Yeşil Camii, Yeşil Türbe, Tarihi Kapalı Çarşıyı ve Hanlarını geziyoruz. İpek ve kumaşçıların merkezi meşhur Koza Han'ın sevimli bahçesinde top top ipeklerin ortasında tarihi kahvelerinde, kahvelerimizi yudumluyoruz.

Ulu Camii ve Osmanlı İmparatorluğunun kurucuları Osman ve Orhan Gazi'nin Türbelerini ziyaret ediyor ve Osmanlıyı yad ediyoruz. Gezimizin sonunda ise süprizimiz Karagöz Evi. Biraz duygulu , çokça da tebessümle geziyoruz bu iki mizah ustasının evini. Artık otelimize yerleşme vakti. Otelimiz şehrin merkezinde ve akşam yemeğimizin ardından döndüğümüzde şehrin gecesinden istifade etmek için çok uygun. Akşam yemeğimizi Bursa'nın meşhur İskender Kebabının ustalarından Hünkar Restaurantta yiyor ve Otelimize dönüyoruz.

2.GÜN

Sabah Otelimizde açık büfe kahvaltımızın ardından şehrin tarihini Osmanlı'dan günümüze adeta yaşatıyorcasına anlatan Bursa Kent Müzesi ile günümüze başlıyoruz.

Cumalıkızık için beklediğimiz an geliyor ve Bursa'dan kısa bir yolculukla ulaşıyoruz. Cumalıkızık 1300 yılında kurulmuş. 5 kızık köyünden biri ve evleri ile meşhur. Moloz taş, ağaç ve kerpiçten yapılmış, genelde üç katlı bu evlerin üst katlarında kafesli pencereler veya cumba var. Tarihi dokusunu kaybetmemiş bu köyü gezerken birkaç yüzyıl geriye gitmemiz mümkün. Ayrıca köyün ortasında teyzelerin ev yapımı ürünlerini sergilemeleri bu otantiklik içinde genellikle pazarlığa bile gerek kalmadan alış verişe dönüşüyor.

Cumalıkızık gezimizi unutamayacağımız bir hatıra olarak aklımızda tutarak diğer bir unutulmayacak güzellik olan Saitabat'a geçiyoruz. Saitabat, Kestel ilçesine bağlı şehrin tepelerinde bir köy. Köyün en önemli özelliği Uludağ'dan aşağı süzülen sulardan oluşan şelalesi.

Buz gibi suyun önümüzden coşku ile akıp geçişini heyecanla izliyor ve yol boyunca gördüğümüz su dolum tesisleri gibi bizde kaynağından bu güzel suyu bir bardak dahi olsa elde ediyoruz.

Öğle yemeğimiz şelalenin akış yolunda bulunan bir et restaurantı. Burada zevkimize göre et veya balık ızgara tercih edebiliyoruz. Şelaleden gelen su gürlemesi ve serinlik bize 4 mevsim baharı yaşatırken, kekik kokuları iştahımızı daha da açıyor. Bu güzel yemekten sonra güzergahımız şirin bir sahil kasabası olan Mudanya.

İstiklal Savaşında barış mutakeremizi imzalayarak, zaferimizi tescil ettiğimiz Mudanya, sanki bu gururu her an yaşayan bir vakurlukta gözükür gözümüze. Mütareke Evi Müzesinde gezimizde bir binanın canlanışına ve bir milletin kanıyla canıyla kazandığı zaferine nasıl tanık olduğunu anlatışına şahit oluyoruz. Derken Kumkaya Kilisesi ve ardından yine beklenen an ve Trilye Tarihin içinde nostaljik evleri, akdeniz ve egedekiler gibi daracık sokakları, cumbalı ahşap evleri, kiliseleri ve her daim keyif veren yaşam tarzını yansıtan ahşap sandalyeli şirin kahveleri ile Trilye bir tatil beldesi gibi karşımızda duruyor.

Bedenimiz daha çok görebilme arzusundan yorgun düşmüş olsa da ruhumuz dinlenmiş ve hatıralarını belleğine kaydetmiş şekilde bizimle bir sahil kahvesinde, bir çınarın altında istirahat ediyor.

Artık dönüş vaktimiz geldi ve biz Mudanya 'dan Gemlik, Yalova ve sonra feribotla karşıya geçerek İstanbul'a ulaşacağız. Tabi ki yolda meşhur Bursa köftesinin tadına vararak.

Çanakkale

Assos-Truva-Çanakkale-Bozcaada

1.GÜN

Turumuza İstanbul'dan gece 24:00 'de hareketle başlıyoruz. İzmit – Bursa – Balıkesir ve Altınoluk üzerinden Assos'a ulaşmayı hedefliyoruz. Yol boyunca çay , kahve ve kurabiyelerimizde siz değerli misafirlerimize yolculuğu daha rahat geçirmelerini sağlıyor. Sabah Edremit'e ulaşıyoruz ve Kaz Dağları Seyir Terası'nda güzel bir kahvaltı ile turumuza başlıyoruz.

Sutüven Şelalesi – Hasanboğuldu gezimizin ardından. Tahtakuşlar Köyü Etnografya Müzesini geziyor ve Türkiye'de türünün ilk örneği olarak Zeytinyağı Fabrika Müzesi ile devam ediyoruz. Zeytinyağının üretim aşamaları, saklanması, aktarılması, filtre edilmesi vb. gibi zeytinin dalından soframıza geliş öyküsünü görüp, dinlemek tabii ki taze köy ekmeği ile tadımını yapmak hem eğitici hem de keyifli oluyor.

Artık Assos 'tayız ve öğle yemeği vaktimiz gelmiştir. Sahilde küçük ama şirin bir balık lokantasındayız. Hem yemeğimizi yiyoruz hem Sokrates'in yaşadığı ve tarihte ilk felsefe okulunun açıldığı Assos'ta yaşamın tadını çıkarıyoruz, ta ki rehberimiz Behramkale ziyaretimiz için hareket zamanı deyinceye kadar.

Hüdavendigar Köprüsü ve Camii 'ni geziyor ve Bahramkale köyünü dolaşıyoruz. Behramkale Köyü Osmanlı döneminde kurulmuş. Antik surlar köyü çevreliyor. Köy içinde Assos mimarisine ait taş evler var. Toplam 50 hane 'den oluşuyor. Sizlere tarihin içinde yaşıyormuş hissi veriyor. Biz de bu keyfinizi daha arttırmak için sizlere köy kahvesinde kahve ikram ediyoruz. Sonra ki durağımız Athena Mabedi, M.Ö. 530 yılında yapılmış bu mabed Assos kalıntılarının en önemli yapıtı, ziyaretimiz sırasında eşsiz günbatımında uçsuz bucaksız Ege'yi seyretmenin zevkine dalıyoruz.

Gezimizin son durağı Kaz Dağının yamacında zeytin ağaçları ile çevrili ismi gibi yemyeşil bir köy; Yeşilyurt Köyü. 90 haneli köyün 200 kişilik nüfusu var. Köyün bulunduğu bölge Truva, Leleg, Midilli, Pers, Atina, Roma, Selçuklu ve Osmanlı hakimiyetleri görmüş ve hala bu medeniyetlerin izlerini taşımaktadır. Köyden ayrılmadan köyün en güzel yapılarından Manici Kasrı'nda Kaz dağına bakarak çaylarımızı içiyoruz.

Assos Truva arası keyifli bir sahil yolu denizi solumuza alıp Ege haritasını çizmeye başlıyoruz. Adını İlyada destanındaki atıyla hepimizin hafızasına kazımış M.Ö 3.000 yılında kurulmuş Truva Antik Kenti 1998 yılında Unesco tarafından dünya kültür mirasına alınmış. Kenti gezerken Fatih Sultan Mehmet'in ve Atatürk 'ün zaferlerimizden sonra Truva'nın öcünü aldık sözlerini içimizde hissediyoruz.

Yol üzerinde tepeden Karanlık Liman'ı seyredip Nusrat Mayın gemimizin zaferi kazanmamızı sağlayan o büyük hamlesini yaptığı kıyı şeridini seyrediyoruz. Çanakkale'de önce limanın içinde Eceabat manzaralı Otelimize yerleşiyoruz, sonra da Aynalı Çarşı ve çevresini gezmek ve ardından akşam yemeğinizi almak için hareket ediyoruz. Çanakkale limanı oldukça hareketli; kafeleri, çay bahçeleri, heyecanlı yolcuları ile feribotları , cıvıl cıvıl gençleri ile yaşam dolu bir liman. Aynalı çarşı ve çevresinde yerel tekstil ürünlerin satıldığı küçük dükkanları, peynir helvacılarını, hediyelik eşyacıları keşfetmenin tadını çıkarıyoruz.

Akşam yemeğimizi gene limanın en iyi restaurantlarından Yalova Restaurantta yiyoruz. Kimimiz Çanakakale'nin güzel havasında eğlencesine devam ederken, kimimiz bitirdiğimiz güzel gezinin tatlı yorgunluğunu atabilmek veya saklayabilmek için Oteline dönüyor.

2.GÜN

Sabah Otelimizin açık büfesinde güzel bir kahvaltı yaparak günümüze başlıyoruz. İlk hareketimiz şehrin az ilerisinde bunulan Geyikli Şirin bir belde kahvesinde kahvemizi yudumluyor ve Geyikli hakkında bilgi alıyoruz. Bozcaada gezimiz için feribotumuz bizi bekliyor. Bozcaada 'da yapacaklarımız boz görüntüsünün arkasındaki uçsuz bucaksız bağları, onları bekleyen bağ evlerini, rüya gibi kumsallarını, pırıl pırıl temiz denizini, size özel olacak kadar küçük koylarını, kekik kokulu tepelerini, lezzetli şaraplarını ve yemeklerini keşfetmek...

İlk keşfimiz nostaljik ada sokakları sonra adanın tarihini ve yaşayışını daha iyi tanımak için Bozcaada müzesini geziyoruz. Öğle yemeğimizi limandaki şirin bir balık lokantasında alıyoruz. Yemekten sonra istikametimiz Ayazma Manastırı. Manastırda ki çeşmeden su içenin artık adalı sayılacağı inancı ile beratımızı alıyor ve altındaki dilek mağarasında dileğimizin gerçekleşmesi için mumlarımızı yakıyoruz.

Sıra ada gezimizin en sevilen yanlarından , şarap fabrikalarını ziyaret bölümüne geliyor. Ataol Corvus, Gülerada, Talay, Yunatçılar gibi büyük şarap üreticilerinin bulunduğu adada Corvus'un şarap fabrikasında şarap tanıtım turumuzu gerçekleştiriyoruz. Gezimizi Bozcaada'nın ihtişamlı Kalesini gezerek tamamlıyoruz.

Dönüş yolundayız ilk feribotla Çanakkale'ye, ikincisi ile Eceabat'a, ardından Tekirdağ'da köfteli, peynir tatlılı akşam yemeği ve 130 km. sonra İstanbul'dayız aklımızda ve kalbimizde bir çok farklı duygularla.

Şehitlik

Turumuza İstanbul'dan sabah 06:00 'da hareketle başlıyoruz. Kahvaltınızı yolda otobüsünüzde servis ediyoruz; yol boyunca çay, kahve ve kurabiyelerimizde siz değerli misafirlerimize yolculuğu daha rahat geçirmelerini sağlıyor. İlk molamızı Tekirdağ çıkışında bulunan Namık Kemal Tesisleri'nde veriyoruz.

11:30'da destanımızın yazıldığı Eceabat'a ulaşıyoruz. Eceabat'ta sizlere Şehitlik turumuzu en güzel sunacak rehberimizle buluşuyorsunuz. Rehberimiz sizlere Kilitbahir Kalesini, Namazgah Tabyasını, Mecidiye Tabyasını ve Şehitliğini, yiğitler yiğidi Seyid Onbaşı'nın Anıtını, Havuzar Şehitliğini, Şehitler Abidesini, Çanakkale'ye sed koyup düşmanı geçirmeyen Seddülbahir Kalesini, Yahya Çavuş Anıtını gezdiriyor.

Öğle yemeğimizi Alçı Tepe'de bulunan şirin Çiftlik restaurantta yiyoruz. Kısa bir serbest zaman molasının ardından Şehitlikler turumuz Anzac Koyuna tepeden bakarak devam ediyor. Zaferimizin tescillendiği Son Ok Anıtını, Gözetleme Tepe Şehitliğini, her biri kahramanca şehit olarak düşmana geçit vermeyip tarihimize yön veren Mehmetçiklerimizin alayı 57. Piyade Alayı Şehitliği'ni, Arıburun Yarları, Cesaret Tepe, Korku Deresini, Atatürk'ün vurulduğu, kurşunları biten Mehmetçikleri süngüleri ile kurşunlar üzerine gönderip "ben sizlere savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum" dediği bir milletin talihini yendiği Conk Bayırını, ziyaret ediyor ve tüm Şehitlerimizi bir kez daha saygı ile anıyoruz.

Akşam üstü, Atatürk'ün hayati kararları verdiği evi ve al bayraklarımız ile süslü Bigalı Köyünü geziyor, köyün kır kahvesinde. Şehitlik gezimizi gururla ve huzurla tamamlıyoruz. Bu güzel vatanı kanlarıyla canlarıyla bizlere iyi yaşamamız için teslim eden atalarımızın ruhlarını şaad edercesine keyif alabilmek adına feribota binerek Çanakkale Limanına hareket ediyoruz.

Çanakkale limanı oldukça hareketli; kafeleri, çay bahçeleri, heyecanlı yolcuları ile feribotları, cıvıl cıvıl gençleri ile yaşam dolu bir liman. Aynalı çarşı ve çevresinde yerel tekstil ürünlerin satıldığı küçük dükkanları, peynir helvacılarını, hediyelik eşyacıları keşfetmenin tadını çıkarıyoruz.

Gezimizin son durağı Truva filminin çekiminde kullanılan Truva Atı. At İlyada destanında bahsedildiği gibi ihtişamı ile karşımızda duruyor. Hemen yanında da Truva Kenti'nin minyatür bir çalışması var ve rehberimiz size Truva Antik Kenti hakkında ve Truvalıların yaşayışları hakkında bilgiler veriyor.

Artık dönüş yolundayız, önce Eceabat, sonra Gelibolu, Tekirdağ'da köfteli, peynir tatlılı akşam yemeği ve 130 km. sonra İstanbul'dayız yüreğimizde Çanakkale'nin geçilmeyeceğini bilmenin huzuruyla.

Şehitlik-Bozcaada

1.GÜN

Turumuza İstanbul'dan sabah 06:00'da hareketle başlıyoruz. Kahvaltınızı yolda otobüsünüzde servis ediyoruz; yol boyunca çay, kahve ve kurabiyelerimizde siz değerli misafirlerimize yolculuğu daha rahat geçirmelerini sağlıyor. İlk molamızı Tekirdağ çıkışında bulunan Namık Kemal Tesisleri'nde veriyoruz.

11:30'da destanımızın yazıldığı Eceabat'a ulaşıyoruz. Eceabat'ta sizlere Şehitlik turumuzu en güzel sunacak rehberimizle buluşuyorsunuz. Rehberimiz sizlere Kilitbahir Kalesini, Namazgah Tabyasını, Mecidiye Tabyasını ve Şehitliğini, yiğitler yiğidi Seyid Onbaşı'nın Anıtını, Havuzar Şehitliğini, Şehitler Abidesini, Çanakkale'ye sed koyup düşmanı geçirmeyen Seddülbahir Kalesini, Yahya Çavuş Anıtını gezdiriyor.

Öğle yemeğimizi Alçı Tepe 'de bulunan şirin Çiftlik restaurantta yiyoruz. Kısa bir serbest zaman molasının ardından Şehitlikler turumuz Anzac Koyuna tepeden bakarak devam ediyor.

Zaferimizin tescillendiği Son Ok Anıtını, Gözetleme Tepe Şehitliğini, her biri kahramanca şehit olarak düşmana geçit vermeyip tarihimize yön veren Mehmetçiklerimizin alayı 57. Piyade Alayı Şehitliği'ni, Arıburun Yarları, Cesaret Tepe, Korku Deresini, Atatürk'ün vurulduğu, kurşunları biten Mehmetçikleri süngüleri ile kurşunlar üzerine gönderip "ben sizlere savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum" dediği bir milletin talihini yendiği Conk Bayırını, ziyaret ediyor ve tüm Şehitlerimizi bir kez daha saygı ile anıyoruz.

Akşam üstü, Atatürk'ün hayati kararları verdiği evi ve al bayraklarımız ile süslü Bigalı Köyünü geziyor, köyün kır kahvesinde Şehitlik gezimizi gururla ve huzurla tamamlıyoruz. Bu güzel vatanı kanlarıyla canlarıyla bizlere iyi yaşamamız için teslim eden atalarımızın ruhlarını şaad edercesine keyif alabilmek adına feribota binerek Çanakkale Limanına hareket ediyoruz.

Çanakkale 'de önce limanın içinde Eceabat manzaralı Otelimize yerleşiyoruz, sonra da Aynalı Çarşı ve çevresini gezmek ve ardından akşam yemeğinizi almak için hareket ediyoruz. Çanakkale limanı oldukça hareketli; kafeleri, çay bahçeleri, heyecanlı yolcuları ile feribotları, cıvıl cıvıl gençleri ile yaşam dolu bir liman. Aynalı çarşı ve çevresinde yerel tekstil ürünlerin satıldığı küçük dükkanları, peynir helvacılarını, hediyelik eşyacıları keşfetmenin tadını çıkarıyoruz.

Akşam yemeğimizi gene limanın en iyi restaurantlarından Yalova Restaurantta yiyoruz. Kimimiz Çanakakale'nin güzel havasında eğlencesine devam ederken, kimimiz bitirdiğimiz güzel gezinin tatlı yorgunluğunu atabilmek veya saklayabilmek için Oteline dönüyor. Tercihlerimiz değişiklik gösterse de gün biterken düşündüğümüz aynı; ÇANAKKALE GEÇİLMEZ.

2.GÜN

Sabah Otelimizin açık büfesinde güzel bir kahvaltı yaparak günümüze başlıyoruz. İlk hareketimiz şehrin az ilerisinde bunulan Geyikli. Yol üzerinde tepeden Karanlık Liman'ı seyredip Nusrat Mayın gemimizin zaferi kazanmamızı sağlayan o büyük hamlesini yaptığı kıyı şeridini seyrediyoruz.

Şirin bir belde kahvesinde kahvemizi yudumluyor ve Geyikli hakkında bilgi alıyoruz. Bozcaada gezimiz için feribotumuz bizi bekliyor Bozcaada'da yapacaklarımız boz görüntüsünün arkasındaki uçsuz bucaksız bağları, onları bekleyen bağ evlerini, rüya gibi kumsallarını, pırıl pırıl temiz denizini, size özel olacak kadar küçük koylarını, kekik kokulu tepelerini, lezzetli şaraplarını ve yemeklerini keşfetmek...

İlk keşfimiz nostaljik ada sokakları sonra adanın tarihini ve yaşayışını daha iyi tanımak için Bozcaada müzesini geziyoruz. Öğle yemeğimizi limandaki şirin bir balık lokantasında alıyoruz. Yemekten sonra istikametimiz Ayazma Manastırı. Manastırda ki çeşmeden su içenin artık adalı sayılacağı inancı ile beratımızı alıyor ve altındaki dilek mağarasında dileğimizin gerçekleşmesi için mumlarımızı yakıyoruz.

Sıra ada gezimizin en sevilen yanlarından, şarap fabrikalarını ziyaret bölümüne geliyor. Ataol Corvus, Gülerada, Talay, Yunatçılar gibi büyük şarap üreticilerinin bulunduğu adada Corvus'un şarap fabrikasında şarap tanıtım turumuzu gerçekleştiriyoruz.

Gezimizi Bozcaada'nın ihtişamlı Kalesini gezerek tamamlıyoruz. Dönüş yolundayız ilk feribotla Çanakkale'ye, ikincisi ile Eceabat'a, ardından Tekirdağ'da köfteli, peynir tatlılı akşam yemeği ve 130 km. sonra İstanbul'dayız aklımızda ve kalbimizde bir çok farklı duygularla…

Şehitlik-Çanakkale

1.GÜN

Turumuza İstanbul'dan sabah 06:00 'da hareketle başlıyoruz. Kahvaltınızı yolda otobüsünüzde servis ediyoruz; yol boyunca çay, kahve ve kurabiyelerimizde siz değerli misafirlerimize yolculuğu daha rahat geçirmelerini sağlıyor. İlk molamızı Tekirdağ çıkışında bulunan Namık Kemal Tesisleri'nde veriyoruz. 11:30 da destanımızın yazıldığı Eceabat'a ulaşıyoruz. Eceabat'ta sizlere Şehitlik turumuzu en güzel sunacak rehberimizle buluşuyorsunuz. Rehberimiz sizlere Kilitbahir Kalesini, Namazgah Tabyasını, Mecidiye Tabyasını ve Şehitliğini, yiğitler yiğidi Seyid Onbaşı'nın Anıtını, Havuzar Şehitliğini, Şehitler Abidesini, Çanakkale'ye sed koyup düşmanı geçirmeyen Seddülbahir Kalesini, Yahya Çavuş Anıtını gezdiriyor.

Öğle yemeğimizi Alçı Tepe'de bulunan şirin Çiftlik restaurantta yiyoruz. Kısa bir serbest zaman molasının ardından Şehitlikler turumuz Anzac koyuna tepeden bakarak devam ediyor. Zaferimizin tescillendiği Son Ok Anıtını, Gözetleme Tepe Şehitliğini, her biri kahramanca şehit olarak düşmana geçit vermeyip tarihimize yön veren Mehmetçiklerimizin alayı 57. Piyade Alayı Şehitliği'ni, Arıburun Yarları, Cesaret Tepe, Korku Deresini, Atatürk'ün vurulduğu, kurşunları biten Mehmetçikleri süngüleri ile kurşunlar üzerine gönderip "ben sizlere savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum" dediği bir milletin talihini yendiği Conk Bayırını, ziyaret ediyor ve tüm Şehitlerimizi bir kez daha saygı ile anıyoruz.

Akşam üstü, Atatürk'ün hayati kararları verdiği evi ve al bayraklarımız ile süslü Bigalı Köyünü geziyor, köyün kır kahvesinde Şehitlik gezimizi gururla ve huzurla tamamlıyoruz. Bu güzel vatanı kanlarıyla canlarıyla bizlere iyi yaşamamız için teslim eden atalarımızın ruhlarını şaad edercesine keyif alabilmek adına feribota binerek Çanakkale Limanına hareket ediyoruz.

Çanakkale'de önce limanın içinde Eceabat manzaralı Otelimize yerleşiyoruz, sonra da Aynalı Çarşı ve çevresini gezmek ve ardından akşam yemeğinizi almak için hareket ediyoruz. Çanakkale limanı oldukça hareketli; kafeleri, çay bahçeler, heyecanlı yolcuları ile feribotları, cıvıl cıvıl gençleri ile yaşam dolu bir liman. Aynalı çarşı ve çevresinde yerel tekstil ürünlerin satıldığı küçük dükkanları, peynir helvacılarını, hediyelik eşyacıları keşfetmenin tadını çıkarıyoruz.

Akşam yemeğimizi gene limanın en iyi restaurantlarından Yalova Restaurantta yiyoruz. Kimimiz Çanakakale'nin güzel havasında eğlencesine devam ederken, kimimiz bitirdiğimiz güzel gezinin tatlı yorgunluğunu atabilmek veya saklayabilmek için Oteline dönüyor. Tercihlerimiz değişiklik gösterse de gün biterken düşündüğümüz aynı; ÇANAKKALE GEÇİLMEZ.

2.GÜN

Sabah Otelimizin açık büfesinde güzel bir kahvaltı yaparak günümüze başlıyoruz. İlk hareketimiz şehrin az ilerisinde bunulan adını İlyada destanındaki atıyla hepimizin hafızasına kazımış M.Ö 3.000 yılında kurulmuş Truva Antik Kenti.

1998 yılında Unesco tarafından dünya kültür mirasına alınmış bu antik kenti gezerken Fatih Sultan Mehmet'in ve Atatürk 'ün zaferlerimizden sonra Truva'nın öcünü aldık sözlerini içimizde hissediyoruz. Yol üzerinde tepeden Karanlık Liman'ı seyredip Nusrat Mayın gemimizin zaferi kazanmamızı sağlayan o büyük hamlesini yaptığı kıyı şeridini seyrediyoruz.

Gezimizin ikinci bölümünü gerçekleştirmek üzere Assos'a gitmek için yola çıkıyoruz. Keyifli bir yol olan Assos yolunda denizi sağımıza alıp Ege haritasını çizmeye başlıyoruz. Artık Assos'tayız ve öğle yemeği vaktimiz gelmiştir. Sahilde küçük ama şirin bir balık lokantasındayız.

Hem yemeğimizi yiyoruz hem Sokrates'in yaşadığı ve tarihte ilk felsefe okulunun açıldığı Assos'ta yaşamın tadını çıkarıyoruz, ta ki rehberimiz Behramkale Köyü ziyaretimiz için hareket zamanı deyinceye kadar.

Yolda önce Hüdavendigar Köprüsü ve Camii'ni geziyor ve Behramkale köyünü dolaşıyoruz. Behramkale Köyü Osmanlı döneminde kurulmuş. Antik surlar köyü çevreliyor. Köy içinde Assos mimarisine ait taş evler var. Toplam 50 hane'den oluşuyor. Sizlere tarihin içinde yaşıyormuş hissi veriyor. Biz de bu keyfinizi daha arttırmak için sizlere köy kahvesinde kahve ikram ediyoruz. Sonra ki durağımız Athena Mabedi, M.Ö. 530 yılında yapılmış bu mabed Assos kalıntılarının en önemli yapıtı, ziyaretimiz sırasında eşsiz günbatımında uçsuz bucaksız Ege'yi seyretmenin zevkine dalıyoruz.

Gezimize Türkiye'de türünün ilk örneği olarak Zeytinyağı Fabrika Müzesi ile devam ediyoruz. Zeytinyağının üretim aşamaları, saklanması, aktarılması, filtre edilmesi vb. gibi zeytinin dalından soframıza geliş öyküsünü görüp, dinlemek tabii ki taze köy ekmeği ile tadımını yapmak hem eğitici hem de keyifli olacak.

Gezimizin son durağı Kaz Dağının yamacında zeytin ağaçları ile çevrili ismi gibi yemyeşil bir köy; Yeşilyurt Köyü. 90 haneli köyün 200 kişilik nüfusu var. Köyün bulunduğu bölge Truva, Leleg, Midilli, Pers, Atina, Roma, Selçuklu ve Osmanlı hakimiyetleri görmüş ve hala bu medeniyetlerin izlerini taşımaktadır. Köyden ayrılmadan köyün en güzel yapılarından Manici Kasrı'nda Kaz dağına bakarak çaylarımızı içiyoruz.

Artık dönüş yolundayız, önce Eceabat, Gelibolu, Tekirdağ'da köfteli, peynir tatlılı akşam yemeği ve 130 km. sonra İstanbul' dayız.

Sultanahmet

Sultanahmet gezimiz için buluşma noktamız saat 08:30 'da Hipodrom Meydanı. Rehberimiz Sultanahmet'tin en önemli meydanlarından biri olan Hipodrom Meydanını, Roma ve Bizans dönemindeki önemini ve kullanımını anlatarak turuna başlıyor. Örme Dikilitaş, Mısır'dan getirilen Obelisk ve Delfi'deki Apollon tapınağından getirtilen Yılanlı Sütun Hipodrom meydanının geçmişten günümüze gelen abideler ve sizler her birinin hikayesini dinlerken başka bir çağın ve hükümdarlığın izlerini süreceksiniz.

Gezimiz Sultanahmet Camii ile devam ediyor. Sultan Ahmet Camii külliyesiyle birlikte, İstanbul'daki en büyük yapı komplekslerinden biridir. Bu külliye bir cami, medreseler, hünkar kasrı, arasta, dükkânlar, hamam, çeşme, sebiller, türbe, darüşşifa, sübyan mektebi, imarethane ve kiralık odalardan oluşmaktadır.

1616 yılında Sedefkar Mehmet Ağa tarafından yapılan bu eser zamanımıza korunarak gelmiş ve mavi çinileri ile daima sıcak ve göz alıcı olmuştur. İstanbul'un en bilinen ve nadide Camii'nin tüm anlatımını (keyifli hikayeleri ve efsaneleri dahil) rehberimize bırakalım ve sizleri tüm dünyanın göz bebeği bir mucize mabed Ayasofya'ya götürelim.

Yapımı 5 yıl gibi kısa bir zamanda tamamlanmış ve İmparator Justinyanos'a "seni yendim Süleyman" dedirten bu Ortodoks kilisesini galerileri ile birlikte rehberiniz ile tarihe yolculuk yaparak gezeceksiniz.

Ayasofya'dan çıktık ve Topkapı sarayına doğru dönüyoruz fakat uğramamız gereken türbelerimiz var. Bunlar padişah türbeleri; Sultan III. Selim, III. Murad, III. Mehmed bu türbeler de yatıyorlar. Türbeler muhteşem bir mimari ile yapılmış ve içleri İznik çinilerinin en güzel örnekleri ile bezenmiş.

Yolumuz artık Topkapı Sarayı'dır. Ecdadlarımızın kah zaferlere kah üzüntülere tanık olduğu Osmanlı'nın en şanlı fakat en acı anlarına tanık olan bu saray, torunlarının emin ellerinde müze olarak istirahat etmektedir.

Bâb-ı Hümayun'u, Alay Meydan'ın, Divan Meydanı'nı, Enderun Avlusu'nu, Sofa-i Hümayun'nu ve Harem'i dolu dolu gezerek, Saray turumuzu sarayın Restauranttı. Konyalı'da güzel bir öğle yemeği ile sonlandırıyoruz. Konyalı restauranttın güzel Sarayburnu manzarası bizlere yemeğimizi yerken dinlenme imkanı da sunuyor.

Sultanahmet'te doyabilmek ve tarihi her evresiyle yaşayabilmek amacıyla Topkapı Sarayından ayrılarak Soğukçeşme sokağına giriyor ve birçok ünlü misafir ağırlayan ahşap evlerin önünden, arnavut kaldırımlarına basa basa yürüyoruz. Şimdi yapacağımız gezi dünyada eşine az rastlanan mozaikleri yani Büyük Saray mozaiklerini tanımak.

Hemen Sultanahmet Camii'nin altında bulunan bu müze Bizans İmparatorluğu Büyük Sarayı'nın revaklı avlusunun kuzeydoğu bölümünde kısmen sağlam kalmış mozaik döşemeyi içine alacak şekilde yapılmıştır. Bu sayede Büyük Saray hakkında da detaylı bilgi sahibi oluyoruz.

Gezimiz oldukça yoğun geçti fakat göreceğimiz yerler bitmedi. Oysa Sultanahmet küçük bir semt olarak bilinir. Fakat günümüze taşıdığı tarihin ise dünyada eşine rastlanmıyor. Biz tabi ki turumuzda bütün bu eserleri bitiremeyeceğiz ama en önemlilerini görmüş olacağız. Fakat önce güzel bir bahçede çay molası vereceğiz. Bu bahçe Sultanahmet'in ilk Otellerinden Yeşil Ev'in bahçesi. Yeşillikler içinde, tam ortasında bulunan koca fıskiyesinden su sesi tüm bahçeyi kaplıyor. Bu güzel telaşın ortasında bir vaha bulmuş gibi molamızın keyfini çıkarıyoruz.

Turumuzun artık son gezisindeyiz. Rehberimiz bizlere Sultanahmet'in sadece yerüstünden ibaret olmadığını yerin altında da nice eserler olduğunu hatırlatıyor ve bizleri Yerebatan Sarnıcı'na götürüyor. Sarnıç turun sonunda hem gezmek, hem de suyun ferahlığı ve yüzen balıkları seyrederek huzur bulmak için ideal bir yer. Suyun içine baktığımızda bu güne kadar belki de hiç keşfedememiş olduğumuz yansımaları görüyor ve dakikalarca içine en dibine ulaşmaya çalışıyoruz.

Medusa başı heykelinin neden ters koyulduğunun doğru cevabını belki hiçbir zaman bulamayacak dahi olsak da sarnıçta sonlanan Sultanahmet turumuzda, İstanbul'un ve 3 büyük İmparatorluğun bir çok farklı yönünü keşfetmenin mutluluğu ile eski şehirden yavaş yavaş ayrılıyor ve yeni şehirde ki evlerimize doğru yol alıyoruz.

İzmir

1.GÜN

Turumuza İstanbul'dan İzmir ' e hareketle başlıyoruz. Rehberimiz ve aracımız bizi havalimanında karşılıyorlar ve şehir turu için İzmir'e ulaştırıyorlar. İzmir şehir turumuzun ilk gezileri Konak Meydanı ve Kemeraltı. Otantik Türk mutfağı menülü öğle yemeğinden sonra Tarihi Kızlarağası Çarşısı gezisi.

Konak-Karşıyaka nostaljik vapuru ile romantik körfez turu. Karşıyaka çarşısında gezinti ve İzmir'in meşhur baklavacısında baklava molası. Bayraklı Tepekule'de panoramik İzmir günbatımı manzarası seyri.

İzmir'e veda ve Kuşadası'na hareket. Kuşadası'nda muhteşem deniz manzarasını seyredebileceğimiz otelimize yerleşme. Akşam yemeği deniz kenarında nefis balık menüsü olan bir restoran. Yemek sonrası gece geç saatlere kadar açık olan mağazaları ile Kuşadası'nı keşfe çıkıyoruz. Otelimize dönüyor, İzmir ve Kuşadası'nın güzelliklerini düşünerek gecemizi tamamlıyoruz.

2.GÜN

Sabah oldu; hafif yorucu fakat keşiflerle tadına doyamayacağımız bir gün bizi bekliyor. İlk gezimiz Efes Antik şehri gezisi. Kuruluşu Cilalı Taş Devri MÖ 6000'e uzanan Anadolu'nun batı kıyısında, bugünkü Selçuk ilçesinin 3 km uzağında bulunan, daha sonra önemli bir Roma kenti olan antik bir Yunan kenti olan Efes'i gezerken tarih içinde muhteşem bir yolculuk yapacağız. Efes şehri gezimizin ardından, tarihe ve dünyaya mal olmuş, Hristiyanlar için dini bir merkez sayılan ve hac görevlerini icra ettikleri Meryem Ana Evi'ne gidiyoruz.

Tarihin, kültürün ve bilginin üst seviyelerindeyiz. Günümüze başlarken bahsettiğimiz tatlı yorgunluk başladı ve biz dünyalar güzeli köyümüz Şirince'ye hareket etmeden önce küçük bir kahve molası vereceğiz. Şirince'yi Şirince'li bir yazarın sözleriyle sizlere hissettirmek istedik.

"… "Şu yeryüzünde cennet diye bir yer varsa, bizim kırkınca -şirince- cennetin bir parçası olması gerekir" diyor ünlü yazar Dido Sotiroyo

Köye gidiş yolunun etrafındaki zeytin, mandalina ağaçları arasında başlayan yolculuk, zeytin ağaçlarıyla süslenmiş gibi kıvrım kıvrım yolun sonunda eski rum evleri ve şarap yapılan üzümlerin nefis kokusu sizi karşılar".

Şirince'de Otantik Ege yemeklerini içeren öğle yemeği ve Şirince Köyü gezisi. Akşam artık eve dönüş vaktimiz ve biz Adnan Menderes Havaalanı'na hareket ediyoruz. İzmir, Kuşadası, Efes, Meryem Ana, Şirince turumuz iki günlük geziler için mükemmel bir seçenek Kültür ve tarih kokan bu gezimiz, İzmir ve Şirince'nin hayatı doya doya yaşayan tarzları ile küçük ama keyifli bir stres atma tatiline dönüşüyor ve biz evlerimize dönerken enerji depoladığımıza eminiz.

Kapadokya

1.GÜN

Sabah Kapadokya'ya varış ve ilk gün kapadokya turumuza başlıyoruz. İlk hareketimiz Devrent Vadisi Peri bacaları. Kapadokya bölgesi 50 milyon yıl kadar önce bir iç denizmiş. Çevredeki yanardağların faaliyete geçmesiyle bölgedeki yüksek ısıdan bu deniz kurumuş. Milyonlarca yıl boyunca akarsular lavların soğumasıyla oluşan yumuşak kayayı aşındırarak derin vadiler oluşturmuş. Esen kuvvetli rüzgarlar ise peribacalarına bugünkü şeklini vermiş.

Bölgedeki her vadinin kayaç yapısı ve rüzgarı alış açısı birbirinden farklı. Bu nedenle vadilerdeki peribacası oluşumu da farklılıklar gösteriyor. Devrent Vadisi bu anlamda çok farklı peribacası oluşumlarının gözlenebildiği özel bir vadi. Hatta bu farklılık o kadar özel ki peribacalarının şekillerinin bazı canlılara benzetilmesi nedeniyle Hayal Vadisi (Imaginary Valley) olarak da bilinir.

Gezimize Zelve Açık Hava Müzesi ile devam ediyoruz. Avanos'a 5 kilometre uzaklıkta olan ve üç vadiden oluşan Zelve ören yeri, peribacalarının en yoğun olduğu yer. İkonoklastik dönemde, yapılan manastır ve kiliselerle dini bir merkez haline gelmiştir. 1952 yılına kadar iskan edilen Zelvedeki köy, 3 kilometre uzağa taşınmış ve Zelve, açık hava müzesi olmuş.

Paşa Bağları Bölgenin en yüksek peri bacaları. Öğle yemeğini yerel yemekler yapan peribacaları içinde şirin bir restoranda yiyoruz. Yemekten sonra ziyaretimiz Göreme Açık Hava Müzesine.

Nevşehir'e 13 kilometre, Göreme kasabasına 1,5 kilometre uzaklıkta olan Göreme Açık Hava Müzesinde, çeşitli dönemlerde kayalara oyularak yapılmış ve fresklerle süslenmiş kiliselerin yanı sıra manastır, kiler, mutfak, yemekhane bulunmakta. Müzeden sonra gezimizin en unutulmaz anlarından birilerini yaşayacağımız Uçhisar kalesini ve Güvercin vadisini ziyaret ediyoruz. Akşam yemeğimizi Türk gecesi şovuyla restoranımızda yiyor ve bizi bekleyen taş evlerden oluşan otelimize dönüyoruz.

2.GÜN

Sabah güzel bir kahvaltı sonrası ilk ziyaretimiz Derinkuyu Yer Altı Şehri'ne. Nevşehir-Niğde karayolu üzerinde, Nevşehir'e 30 kilometre uzaklıkta olan bu antik şehiri ilk Hıristiyanlar tarafından sığınma amacıyla yapılmış.

Bölgenin en büyük Yer altı şehriolan Derinkuyu 'da haç biçimli büyük bir kilise, konferans salonu, günah çıkarma yeri, havalandırma bacalar, kilerler, ambar, tandır bulunmakta. Sonra merakla görmeyi beklediğimiz Ihlara (Peristrama) Vadisi'ne geçiyoruz.

Ihlara Vadisi, yeryüzünde büyük değişikliklerin meydana geldiği üçüncü jeolojik dönemde, Hasan Dağı'ndan püsküren lavların oluşturduğu tüf tabakasının doğal etkenlerle erozyona uğraması sonucu oluşmuş bir vadi. Doğal güzelliğiyle olduğu kadar, tarihi yerleriyle de ünlü.

Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde, Kapadokya'nın en güvenilir sığınak-bölgelerinden birisi olan bu vadiyi gezerken , o döneme ait pek çok kilise, manastır ve mağara-evleri göreceğiz. Öğle Yemeğini ismi gibi güzel olan Güzelyurt ilçesine bağlı Belisırma köyünde alıyoruz.

Belisırma köyünde 10 ve 11. yüzyıllara ait kiliseleriyle Bizans üslubu egemen. Tarihin içinde bir yemek olacak bizimkisi. Turumuzun son durağı ise Selime Manastırı.

Kapadokya'nın süprizlerinden biri olan bu nadide taş kesim manastırda, keşişlerin kayaların içerisine bu muhteşem yapıyı nasıl inşa ettiklerine hayret ederek ve manastırının duvarlarında ki işleri hayranlıkla izleyerek iki günlük bu güzel kültür ve doğa turumuzu tamamlıyoruz.

Kapadokya bu güzel dünyaya binlerce yıllını vermiş ve bir çok kültürün beşikliğini yapmış bir bölge. Bize gösterdiği ise tarihin kendisi. Bu mütevazi ev sahibini ayrılırken hiç şüphesiz hayranlıkla selamlıyoruz.

Kapadokya-Konya

1.GÜN

İstanbul'dan sabah hareketle Nevşehir'e ulaşıyoruz. İlk gezi noktamız olan IHLARA VADİSİNE doğru hareket ediyoruz. İhlara vadisi Hasan dağı volkanından püskürtülen lavların akarsu aşındırması sonucunda oluşan kanyon şekilli bir vadidir.

Melendiz çayı, milyonlarca yıllık bir sürecin sonunda, 14 kilometre uzunluğunda ve yüksekliği yer yer 110 metreye ulaşan kanyon görünümlü bu vadiyi meydana getirmiştir. 1,5 saatlik geziden sonra En büyük yeraltı şehri olan Derinkuyu Yeraltı Şehrini geziyoruz.

Öğle yemeğimizin ardından Turasan Zeynep Bağları'nda dünyanın en seçkin şaraplık üzümlerinden elde edilen Turasan Şarap Fabrikasında Şarap ikramı sonrası otelimize dönüyoruz. Akşam yemeği yerel mutfağın lezzetlerini tadacağımız özel bir restoranda. Konaklamamız ise peri bacaları ile çevrili otelimizde…

Kapadokya'da ki ikinci günümüze uyandık ve güzel bir kahvaltı sonrası uzun bir güne başlamak üzere hareket ediyoruz. Önce bölgenin en büyük açık hava müzesi olan ve içerisinde onlarca kilise ve manastırın bulunduğu acık hava müzesini gezeceğiz.

Üç güzeller, Devrent Vadisi ve Paşa Bağlarını gezerek turumuza devam edeceğiz. Günün sonunda da Çanak Çömlek atölyeleri ile ünlü olan Avanos'un dağlarından ve Kızılırmak'ın eski yataklarından çıkarılan kırmızı çamurun maharetle şekillendirilmesini çömlek atölyelerinde yapılan gösterileri izleyeceğiz.

Akşam yemeği bölgenin yerel yemeklerini sunan taş bir restoranda. Ayrıca bu restoranda bir gece şovu da bize sunulacak ve bu Kapadokya'da ki son gecemizi daha da özel kılacak. Otelimize dönüyoruz sabah Kapadokya'dan ayrılacak olmamızın burukluğu fakat Konya'yı keşfedecek olmamızın heyecanı ile.

2.GÜN

Sabah kahvaltısından sonra Konya'ya hareket zamanı. Ve anlamadan Konya'ya geldik bile. Konya'nın en önemli eseri olan Mevlana Müzesi ve Türbesi'ni geziyoruz.

Turkuaz rengi kubbesi, çini işlemeli iç mekanı ve içinde sergilenen dönemin önemli eserlerinin Nişan Taşı, Mermer Kandil, Sandukalar, Antik Halılar, Hz. Muhammed'in Sakalı, saç teliyle yazılmış Kuran görülmesinin ardından; Şems i Tebrizi Türbesi, Üç Kızlar Türbesi gezileri sonrası öğle yemeği alıyoruz.

Konya'nın şehir merkezini oluşturan Alaadin Tepesi'ne çıkıyoruz. Burada Selçuklu Dönemi'nin en önemli eserlerinden olan Alaadin Camii, Alaadin Türbesi' ni geziyoruz. Selçuklu Dönemi kabartma ve heykellerinin sergilendiği Karatay Medresesi ile Selçuklu Dönemi çini eserlerinin sergilendiği İnce Minareli Camii gezileri ardından şehir turumuzu tamamlıyoruz.

GAP

1.GÜN

Mardin havaalanına varıyor ve kısa bir dinlenme ve rehberimizle tanışma için çay molası veriyoruz. Daha sonra Mardin'e keşfe çıkıyoruz. Orta çağın önemli şehirlerinden biri olan Dara Harabelerini gezdikten sonra Mardin mutfağını tanımak üzere tarihi Cerciş Murat Konağı'nda yöresel tatlarda öğle yemeğini alıyoruz.

Otele yerleşip dinlendikten sonra Mardin Abbaralarını, sokaklarını ve taş evlerini keşfetmek üzere mardin sokaklarında kayboluyoruz. Akşam yemeği ve konaklamamız Mardin'in taş evlerinde. Kahvaltı sonrası ilk gezimiz Deyrulzaferan Manastırı. Kasımiye Medresesi gezisi ve öğle yemeği. Ardından Kırklar kilisesi ve Mardin Müzesini geziyor ve Mardin'i biraz daha yakından keşfedebilmeniz için size serbest zaman veriyoruz.

Gündüz Seyranlık gece Gerdanlık seyri için yemekten sonra seyir platformundan Mardin manzarasını seyrediyoruz Mezopotamya 'nın hayallerine dalarak. Akşam yemeği ve konaklamamız Mardin'de.

3.GÜN

Sabaha doğru 02:00 civarında hayatımızın unutulmaz anlarından birini yaşamak için gün doğumunu izlemek üzere Nemrut Dağı'na çıkıyoruz. Gün Doğumu seyrinin ardından Nemrut Dağı Heykellerini, Kommagene Krallığının yazlık başkenti olan Arsemia Bölgesini, Cendere Köprüsü ve Karakuş Tümülüsü'nü geziyor ardından Adıyaman üzeri Şanlırfaya hareket ediyoruz.

Atatürk Barajı ana bölümlerinin gördükten sonra öğle yemeğimizi alıyoruz. Tarihi Harran üniversitesi ve Evleri'ni. Balıklı Göl, Halilül Rahman camisi ve Eyüp Peygamber makamı gezisi ile bu unutulmaz günü noktalıyoruz. Akşam yemeğimiz Şanlıurfanın o meşhur kebabı, konaklamamız ise bir tarihi Şanlıurfa konağında.

2.GÜN

Sabah kahvaltımızın ardından Midyat'a hareket ediyoruz. Midyat'ta Tarihi Konuk Evi ve Telkari gümüşü çarşılarını hayranlıkla geziyor ve merakla beklediğimiz Antik şehir Hasankeyf'e varıyoruz.

Dicle Nehri kenarında alacağımız öğle yemeğinin ardından Hasankeyf Kalesi, köprüsü, Er Rızk Camisi, Ulu camisi ve Mağaralarını gezdikten sonra Batman üzeri Diyarbakır'a varıyoruz. Akşam yemeği ve konaklamamız Diyarbakır'ın yerel butik bir otelinde.

Sabah kahvaltımızdan sonra ilk işimiz Diyerbekir şehrini tanımak. Diyarbakır şehir surları, Ulu camisi, Ermeni ve Keldani Kiliseleri gezileri ardından öğle yemeğini Gazi Köşkü'nde alıyoruz. Siverek üzeri Atatürk Barajı üzerindeki Ferbibotla Kahta'ya geçiyor ve otelimize yerleşiyoruz. Küçük bir belde gezisinin ardından yerel bir restoranda akşam yemeğini alıyoruz. Konaklama için Otelimizi dönüyoruz.

4.GÜN

Kahvaltımızın sonunda artık eve dönüş zamanımız geliyor. Bu turumuz unutulmaz; Tarih, kültür, doğa, gastronomi. Mardin, Diyarbekir, Şanlıurfa Kah tanımanın sevinci seni Kah dolaştık orda burda.

Mardin

1.GÜN

Turumuz İstanbul'dan Diyarbakır'a hareketle başlıyor. Diyarbakır'a sabah erken saatte varıyoruz ve rehberimiz bizi havalimanında karşılıyor. Diyarbakır'da güzel bir kahvaltı yaparak güne başlıyoruz. Sizlere bu kahvaltının genel standartların üstünde olduğu ve sizleri şaşırtabileceği bilgisini vermek istiyoruz.

Turumuz Diyarbakır'ın panaromik bir şekilde Surlarının gezilmesi ile devam ediyor ve Mardin'e hareket ediyoruz. Mardin'de ilk ziyaretlerimiz Kasımıye Medresesi ve Deyrulzafaran Manastırını. Hemen ardından şehri tanımak için dolgun bir Mardin gezisine başlıyoruz.

Eski Ptt, Şehidiye medresesi, eski çarşı, bakırcılar çarşısı, latifiye camii, sabancı kent müzesi, kırklar kilisesi. Tabiri caizse Mardin kazan biz kepçe, geze göre doymaya çalışıyoruz bu güzel şehre. Giriyoruz bizi yüzyıllardır bekleyen o taş eve, tam vakit akşam olmak üzere. Biraz istirahat biraz yerleşme ve akşam yemeği için yol alıyoruz aheste. Dar sokakları, taş kaldırımlarının arasından geçip tarihte.

Yol alıyoruz Mezopotamya 'nın o efsanevi izinde … Akşam yemeğimizde Mardin'in yerel tatlarını en leziz şekilde tadıyoruz ve gece Mardin manzarasını da seyrediyoruz. Otelimize dönerken şehrin içinde yapacağımız küçük yürüyüş hem bize Mardin'in gecesini tattırıyor hem de rahat bir uyku almamızı sağlıyor.

Güzel bir Mardin sabahına uyanmak, güzel ülkem güzel insanlarım ve biz. Kendimizi mutlu ve şanslı hissediyoruz.

2.GÜN

Otelimizde aldığımız sabah kahvaltısı bize güne iyi başlamamızı sağlayacak. Sabah turumuza antik kaynaklarda Mezopotamya'nın Efes'i olarak tanınmakta olan, İpek Yolu üzerindeki önemli bir yerleşim merkezi Dara Antik Şehrini gezerek başlıyoruz.

Unutamayacağınız güzellikte ki Deyrul Umur'u bir diğer adıyla dünyanın ayakta duran en eski Süryani Ortodoks manastırı Mor Gabriel'i geziyoruz. Nusaybin'e geldik ve gezilerimiz ardından güzel bir öğle yemeğini hak ettik. Yemeğimizden sonra istikametimiz dinlerin ve dillerin buluşma noktası olarak bilinen Midyat.

Gümüşçüler çarşısı, devlet konuk evi, eski Midyat sokaklarını ve taş işlemeciliğinin en güzel örnekleri Midyat evlerini gezerek M.Ö. 9. Yüzyıla, Asurlulara kadar yol alıyoruz.

Tarih kokan güzel Mardin turumuz Midyat gezimiz ile noktalandı ve biz evimize dönmek için Diyarbakır Havalimanı'na gidiyoruz gönlümüzde güzel insanlarımızın bize armağan ettikleri kültür yelpazesiyle.

Muhteşem G.D.A

1.GÜN - İSTANBUL - ADANA – ANTAKYA

Sabah saat 06.00'da Atatürk Havalimanı iç hatlar Sun Express Havayolları kontuarında buluşuyoruz. 07.20 Adana'ya hareket. 08.45'da Adana'ya varıp bizi bekleyen özel aracımıza transfer ve panoramik Adana turu yapıyor ve İskenderun üzerinden Antakya'ya hareket ediyoruz.

İskenderun'da vereceğimiz molanın ardından Antakya'ya vardık. Öğle yemeğimiz Antakya'nın yerel bir restoranında alacağımız meşhur Antakya yemekleri. Yemek sonrası ilk gezimiz Antakya şehir turu ve Tunus Bordo Müzesi.

Ardından dünyanın 2. büyük müzesi Mozaik Müzesi olan (M.S.2 ve 5. yy arası Roma dönemine ait mozaikler)Antakya Mozaik Müzesi'ni geziyoruz. Sonra ki gezimiz şehir merkezine 2 km. mesafedeki Neccar Dağı yamacında, M.S. 1. yüzyılda kayalara oyularak yapılmış, Hıristiyanlık dininin yayıldığı ilk kilise olduğuna inanılan St. Pierre Kilisesi. Akşam yemeği ve geceleme otelimizde.




2.GÜN - GAZİANTEP – ADIYAMAN

Kahvaltı sonrasında Antep'e hareket. Zeugma Antik kentinden su altında kalmaktan kurtarılan Mozaikleri görmek üzere G.Antep Müzesine gidiyoruz. Müzenin gezilmesinin ardından Antep Kalesi, Bakırcılar Çarşısı'nı geziyoruz. Akşam saatlerinde Adıyaman'a hareket ediyoruz. Adıyaman'daki otelimize vardığımızda yemeğimizi Otelde alıyoruz.




3.GÜN - ADIYAMAN – NEMRUT – HALFETİ - ŞANLI URFA

Sabaha karşı otel lobisinde yıllardır resimlerde gördüğümüz o müthiş güneş doğuşunu yaşayabilmek için minibüslerle Nemrut'a çıkıyoruz. Bu güzel doğa olayını keyifle yaşayıp resimleyip hem makinamızın hem de hiç silinmeyecek kendimizin hafızasına kaydediyoruz.

Kâhta Cendere Köprüsü (Septimus Saverius ) Komogen Krallığı başkenti Arsameia ile Krallığın aile mezarı ve aynı zamanda Türkiye'nin bir numaralı petrol bölgesi Karakuş Tümülüsünü görüp, otelimize dönüyor ve kahvaltımızı yapıp, Halfeti'ye hareket ediyoruz.

Adına türküler yakılan binlerce yıl her ulaştığı yere bereket taşımış, çocuklarımıza isim olmuş büyük nehir Fırat Nehri'ne ulaşıyor üzerinde 45 dakikalık bir tekne turu yapıyoruz. Bu yolculuk esnasında Rum kale'yi hayranlıkla seyrediyor ve fotoğraflıyoruz ve sular altında kalan Savaşan Köyü ve Değirmendere bölgesindeki gezimizi tamamlıyoruz.

Tekne turu sonrası Urfa'ya yol alıyoruz. Şarkıları, türküleri, kebapları, halkı, peygamberleri ver elini Urfa Şehiri. Urfa'da ilk işimiz şehir turu.

Hz. İbrahim'in ateşe atıldığı Balıklı göl ( Ayn-ı Zeliha) Gümrük Han, Sipahiler Çarşısı, Halil–ül Rahman Camii, Mancınık, Rıdvaniye Camii, Bedesten gezip göreceğimiz yerler arasında. Artık gün batmakta ve bu güzel günün sonunda Urfa'nın meşhur kebabını tatmadan önce dinlenme zamanı.

Otelimize yerleşiyor ve biraz istirahatten sonra Sıra gecesine gitmek üzere Otelimizden hareket ediyoruz.

4.GÜN - HARRAN – GÖBEKLİTEPE - MARDIN

Sabah kahvaltısının ardından otelimizden ayrılıp Harran'a hareket ediyoruz. Dünyanın ilk Üniversite kalıntıları, Antik Harran Kenti, Torillolar (kule evler) Rasathane Kulesi ve Şanlıurfa'nın 20 km. doğusundaki Örencik Köyü yakınlarında bir kazı alanında bulunan Göbeklitepe'de Mezopotamya'nın en büyük Tapınağı'nı ilgiyle gezeceğimiz yerler arasında. Turun başından beri merakla beklediğimiz an geliyor Mardin'e hareket ediyoruz.

UNESCO Tarafından Dünya Kültür Mirası olarak kabul edilen Mardin'e vardık ilk işimiz Seyir Terasından Mardin'i ve önündeki Mezopotamya Ovası'nı kuşbakışı seyretmek ve bu noktadan Mardin'le ilgili bilgi almak.

Artık Mardin'in içindeyiz. Kırklar Klisesi, Latifiye Camii, Mardin Müzesi, Zinciriye Medresesi, Ulu Camii, Tarihi Postahane, Sıtre Zaviye Camii, Beyaz taş üzerine el nakışlı tarihi evler rüyamızın gerçeğe dönüşmesi gibi.

Uzakta ki Mardin artık hem gidip hem gördüğümüz köyümüz yani bizim köyümüz olmuştur artık. Serbest zaman şehri kendi tarzınızla doyasıya yaşamanız için. Akşam yemeğinde tabi ki Mardin mutfağı. Geceleme otelimizin taş odasında.

5.GÜN - MARDIN - DARA HARABELERİ – BEYAZ SU – KILLIT KÖYÜ - SAVUR

Sabah otelimizde edeceğimiz açık büfe kahvaltımızdan sonra yeni bir Mardin gününe merhaba derken. Büyük İskender ve pers kralı Darius savaşına sahne olan Dara Antik kentine yöneliyoruz.

Mağara evleri, mezarları, kiliseleri ile sur sarnıçları ve yerin altında bulunan halk arasında zindan olarak tabir edilen tekno kentle büyüleneceğimiz yer bize Selçuk'taki Efes antik kentini anımsatacak. Nusaybin üzerinden Beyaz Suya geçecek ve ayaklarımızı buz gibi kaynak suyun içerisine sokacağız.

Cennet bahçelerini andıran Beyaz Sudan ayrılıp Midyat'ta doğru hareket edeceğiz. Öğle yemeğini Midyat merkezde yöresel yemek ağırlıklı Restoranda alacağız.

Yolumuz üstünde Hıristiyanlığın ilk yerleşim köylerinden olan Kıllıt köyüne varıyor Ortadoks, Katolik ve Protestan kiliselerini ziyaret ediyoruz. Mardin'e benzerliğiyle şehrimizin minyatürü gibi olan Savur ilçesi. Savur çarşısından yol alıp ilçenin en yüksek tepesinde bulunan Hacı Abdullah Bey konağına çıkıyor ve Savur'u keyif ile izlerken çaylarımızı ve kahvelerimizi yudumluyoruz.

Savur evlerini ve altlarında bulunan mağaraları gezip sokaklarında dolaşıyoruz… Otelimizde alacağımız akşam yemeğinden sonra sunacağımız alternatifler doğrultusunda gecemize devam ediyoruz.

6.GÜN - HASANKEYF - MİDYAT – DİYARBAKIR

Kahvaltı sonrası sonra Midyat'a hareket ediyoruz. Yol güzergâhımızda Mor Gabriel Manastırını geziyor ve bilgi alıyoruz. Telkari ve Gümüş işçiliğinin merkezi olan ve takıların en güzel örneklerini görebileceğimiz Midyat'ta Süryani–Müslüman ortak mahallesini gezip, Midyat'ın tipik mimari özelliklerini beyaz taş üzerine el nakışlı tarihi evlerini ve Midyat Devlet Konuk Evi'ni görüyor ve Hasankeyf'e hareket ediyoruz.

El – Rızk Camisi, Artuklu Köprüsü, Küçük Saray, Büyük Saray, Zeynel Bey Türbesi görülecek yerler arasında. Güzel bir çay ile Hasankeyf'in tadını çıkararak gezimizi resimliyoruz.. Artık 6 gün süren turumuzun sonuna geldik; bir çok güzellik, tarih, kültür görerek. Eğlendik, gezdik ve çoğu zaman ikisini birleştirdik.

Dönerken turumuzdan yaptığımız ve gezdiğimiz her yer o an ki gibi tabi ki aklımızda kalmayacak. Parça parça hatırlamak üzere bir çoğu aklımızdan çıkacak. Ama bir gerçek var ki biz artık bu tura çıkmadan önce ki biz değiliz. Bu tabi ki değişim değil, olmak değil, pişmek gibi de değil ama nuru gördüğümüzü neden inkar edelim.

Diyarbakır havalimanın da başka bir turumuzda buluşmak üzere turumuzu noktalıyoruz...

Van

1.GÜN

Saat 09.15'de Van havaalanında karşılama. Van Edremit ilçesi üzeri Gevaş'a hareket ediyoruz. Gevaş'ta Halime Hatun türbesi ve Selçuklu mezarlığını ziyaret ettikten sonra yaklaşık yarım saat sürecek olan keyifli bir tekne turuyla Ahtamar adasına varıyoruz.

Ahtamar adası ve Ahtamar Kilisesi ile ilgili bilgiler alındıktan sonra Ada'da dileyen konuklarımız Sodalı suyun keyfini yüzüyoruz. Göl kıyısında öğle yemeğimizi alıyoruz.

Eski Van (Tuşba antik şehri) gezisi ve Van kelesinde gün batımıyla turumuzu tamamlıyoruz.Van Gölü kıyısında ki Otelimize yerleşiyor ve biraz dinlendikten sonra Van mutfağını tadacağımız restoranımıza gidiyoruz.

2.GÜN

Sabah kahvaltısı Ünlü Van Kahvaltıcılar Sokağında. Yukarı Bağraclı (Yedi Kilise) gezisi, Van Halı köyü, Van Kedileri ve Savatlı Van Gümüşü gezilerimiz.

Öğle yemeği için biraz geciktik fakat değecek ve biz gölün kenarında Van'ın meşhur otlarından oluşan mezeler ve güzel göl balıklarıyla kendimize eve dönmeden önce küçük bir ziyafet vereceğiz.

Van'da ki güzel anılarımız aklımızdan hiç çıkmasın diye. Van havaalanında turumuzu tamamlıyoruz.

Van Havzası ve Urartu

1.GÜN

Van Havaalanına varıyoruz ve Otelimize yerleşiyoruz. Kısa bir dinlenme molasından sonra Van mutfağının yöresel tatlarını alacağımız yerel restoranımıza geçiyoruz. Yemeğimiz bitti ve biz şehri tanımak istiyoruz.

İlk durağımız Gevaş. İlçede Halime Hatun Türbesi ve Selçuklu Mezarlığını ziyaret ediyoruz. Van turunun belki de en beklenilen ve duygusal kısmı Ahtamar Adası'na teknemizle yolculuk yapıyoruz.

Ahtamar Kilisesinin çok önemli dış kabartmalarını gördükten sonra Ada'da bir gezinti yapıyoruz. Urartuların en önemli başkenti Eski Van (Tuşba)'ı gezip Urartu Kralı Argişti'nin mezar odasını görüyoruz.

Akşam yemeği'ne hazırlık için Otele gitmeden önce son durağımız. Van Kalesi Seyir platform; ve Gün Batımını buradan bir başka izleniyor. Akşam yemeğimiz bir yemekten fazlası olsun istedik.

Sazlı sözlü tatlı bir Van akşamı olsun sohbetle eğlenilsin ama meşhur doğu eğlenceleri de sohbetimizi arttırsın istedik. Otelimizin göl manzarası akşam gözlerimizi kısmamızı sabah ise kocaman açmamızı sağlayacak.


2.GÜN

Kahvaltı sonrası Doğubayazıt'a hareket ediyoruz. Yol güzergahımızda bulunan Muradiye Şelalesinde çay ve fotoğraf molası veriyoruz.

Osmanlılarla Safavi Devleti arasında olan Çaldıran Savaşı'nın yapıldığı ovayı geçip panoramik olarak Tendürek Volkanik Dağı'nın sönmüş lavlarını 2644 rakımda fotoğraflayıp Ağrı Dağı (Ararat) manzarası eşliğinde Doğubayazıt'a varıyoruz.

İran sınırındaki dünyanın ikinci büyük Meteor Çukurunu, İran Gürbulak sınır kapısını görüyoruz. Artık Ağrı Dağını'nın önündeyiz, fotoğraflamak, hayallere dalmak, hissetmek ve yaşamak için serbest zaman. Öğle yemeği vakti artık geldi karnımızı güzel yemeklerle doldurmalı vücüdumuzu ve ruhumuzu ise sonraki gezi yerlerimiz için dinlendirmeliyiz. Yemekten sonraki ilk ziyaretimiz Doğubayazıt ovasına hakim olan İshak Paşa Sarayı.

Resimlerde bile hayranlıkla baktığımız bu müthiş eser karşımızda bize kendini lütfetmiş bekliyor. Yavaş yavaş keyfini çıkararak dinliyoruz hikayesini rehberimizden. Inciltmeden geziyoruz bu Doğubeyazıt'ın asil mücevherini, mücevherlerin her zaman çıkmayacaklarını bilerek.

Akşam yaklaştı ve biz turumuzda ki evimize, Van'a dönüyoruz. Akşam yemeğimiz mütevazi lezetleri tadacağımız bir şehir lokantasında. Otelimize gitmeden önce yemek sonrası küçük bir sindirim yürüyüşü ve ardından yatmadan önce günümüzü düşünerek uykuya dalacağımız. Otelimize varış.

3.GÜN

Kahvaltı sonrası Van Gölü güney sahili boyunca Tatvan'a hareket ediyoruz. Rahva'daki El Aman Kervansarayını gezdikten sonra Bitlis Kalesini görüp İhlasiye Medresesini geziyoruz. Daha sonra dünyanın ikinci büyük Krater Gölü olan Nemrut Krater Gölünü (buhar bacaları, sıcak göl) gezdikten sonra öğle yemeğini Tatvan'da alıyoruz.

Dünyanın en büyük açık hava mezarlığı olan Ahlat Selçuklu Mezarlığı ve Kümbetlerini gezdikten sonra Urartu Adilcevaz Kef Kalesini de görüp göl kıyısında çay molası veriyoruz. Daha sonra Van gölü kuzey sahili boyunca Erciş üzeri tam bir Van Gölü turu yapmış olarak Van'a dönüyoruz.

Bu gece turumuzun son gecesi ve size göl kenarında ki restoranda küçük bir gastronomi süprizimiz olacak. Sabah kahvaltımızda bir değişiklik yapıyoruz ve kahvaltımızı Ünlü Van Kahvaltı Salonlarında alıyoruz.

Bugün Van'a şimdilik veda edeceğiz, gitmeden gezmemiz gereken bir kaç yer kaldı. Urartuların en önemli dış savunma kalelerinden Hoşap ve Çavuştepe Kaleleri, Urartu Güverse gümüş işçiliği ve Ermeni Savatlı gümüşü ile ilgili bilgi almak üzere Gümüş atölyesi gibi.

Ve ayrıca son günümüzde sevdiklerimiz bizleri, bize ise Van'ı hatırlatacak küçük hediyeci dükkanlarına da gireceğiz.

Van balı ve Van otlu peyniri, Urartu Halı köyünde Van Kilimleri ve civar ülkelerin halı ve kilimlerin satıldığı dükkanlar sadece alışveriş için değil bölge kültürünü tanımamız açısından da gezimizi tamamlayacak. Havaalanına geçip turumuzu sonlandırıyoruz yanımıza Van'ın tadını alarak.

Van-Kars

1.GÜN

Kars havaalanında grubu karşıladıktan sonra kalacağımız otele geçip kısa bir süre için dinleniyoruz. Kars turumuza Kars Kalesi, Kars Müzesi, Taş Köprü, 12 Havariler Kilisesi ve Namık Kemal'in Evini ve Fethiye Camiini geziyoruz.

Akşam yemeği Kars'ın yerel yemeklerinin yapıldığı güzel tipik bir restoranda. Otelimiz Kars merkezin de ve biz yemekten sonra şehrin gecesini de görebilmek için dışarı çıkacağız.


2.GÜN

Sabah İlk olarak Ermenistan topraklarını da görebileceğimiz Ani Harabelerine gidiyor ve Ani Katedrali, Arpaçay, Surp Kirkor, Surp Pirgiç Kilisleri, Menücehr Camisini gezip İpek yolunun geçtiği köprüyü görüyor sonra Digor üzerinden tuz beldesi Tuzluca'ya gidiyor buradaki Tuz mağaralarını geziyoruz.

Iğdır'a doğru ilerlediğimizde kutsal Ağrı Ararat'ın (5165 m) etki alanına giriyor ve yol boyu eşsiz manzarasını izliyoruz. Iğdır şehir merkezini de gördükten sonra Öğle yemeğini Iğdır Şehir merkezinde alıp Doğubayazıt'a varıyoruz. Yapımı 99 yıl süren muhteşem İshak Paşa Sarayı'nı gezerken hayal sınırlarımızı zorlayacağız.

Beyazıt Camii ve Urartu Kale kalıntılarını görüp, Ağrı Dağı(Ararat)'nın muhteşem görüntüsünü huzurla seyredeceğiz. Doğubayazıt'taki otelimize yerleşme zamanı ve biz Otel odamızdan Ağrı Dağı'nı seyrediyor olacağız. Akşam yemeğimiz Doğu Beyazıt'ın güzel bir restoranında hafif çalgılı türkülü tatlı bir sohbet eşliğinde Doğu'nun 1001 gece masalları tadında.

Yatağımıza uzandığımızda aklımızdan geçebilmek için yarışan Ani Harabeleri ve Ağrı dağı'nın tatlı rekabetini hissedeceğiz.

3.GÜN

Kahvaltı sonrası Panoramik Tendürek Dağı gezisi ile yolumuza Çaldıran üzeri Muradiye Şelalesine varıyoruz. Şelale'de çay ve fotoğraf molası verip ardından Şeytan Köprüsünü gezip Van'a varıyoruz.

Nesilleri tükenmesin diye koruma altına alınmış olan Van Kedilerini görmek üzere Van Kedi Evi'ne gidiyoruz. Gevaş ilçesinde olan Halime Hatun Türbesi ve Selçuklu Mezarlığını gezdikten sonra Van Gölü kıyısındaki restorantta öğle yemeği alıp 20 dakika sürecek bir Tekne turundan sonra hüzün bir aşk efsanesine sahne olmuş Ahtamar Adası'na varıyor ve Ahtamar Kilisesini ziyaret ediyoruz.

Ada'da yapılan çevre gezisinden sonra Van şehir merkezine dönüp Şehrin çarşılarında gezinmek üzere serbest zaman veriyoruz. Şehir gezisinden sonra Eski Van şehri(Tuşba)'yı geziyor ve Van Kalesine çıkıyoruz.

Kale gezisinin ardından günümüzü muhteşem Gün Batımı seyri ile noktalıyoruz. Otelimiz Van Gölü manzaralı, akşam yemeği ardından göl kenarında yürüyüş yapabilmemiz için çok uygun.


4.GÜN

Kahvaltımızı hep beraber Ünlü Van Kahvaltı Salonlarında alıyoruz. Ermeni Savat Gümüşü, Urartu Güverse Gümüşü, Hakkari ve Van Kilimlerinin tanıtımının yapıldığı halı köyü ve Van Müzesi gezimizin son noktaları.

Eve dönüş zamanımız geldi ve Van havalimanı uçuşumuz için bizi bekliyor.